9 Kas 2013

Masallar


Bizim Tavşandan Masallar

Çocuklarımızı hayata hazırlayan ilk adımdır. Masallar sayesinde çocuklarımız fark etmeden evrensel değerleri, sevgiyi, saygıyı, mutluluğu, hüznü kısacası "hayatı" öğrenmeye başlıyorlar. Yine masallar sayesinde hayal güçleri gelişiyor. Düşünme yetenekleri artıyor. Şimdi gelelim masalımıza

27 Eki 2013

25 Eki 2013

24 Eki 2013

Kaplumbağanın Sancısı

 Minik bir kaplumbağa Pıtır, o sabah karnındaki korkunç
bir sancıyla
 uyandı. Sancı yüzünden,yerinden kıpırdayamıyordu.
" Bu ağrının nedeni ne olabilir?"diye düşünmeye başladı.
Bir önceki gün yaptığı her şeyi bir bir aklından geçirdi.
 Fakat bir türlü bulamadı.O sırada annesi kapıyı çaldı
ve yavaşça araladı.

19 Eki 2013

Düşler Ülkesi

120720131270
Bir gün küçük bir kız düşler ülkesine gitmeyi hayal eder.. Ve yolda yürürken bir genç kıza rastlar..
Genç kız ona bir dilek tutmasını söyler..O da içinden bir düşler ülkesine gitmeyi hayal eder..
Ve küçük kızdan gözlerini kapatmasını ister..Küçük kız da gözlerini kapatır..Küçük kızın hayal bile edemeyeceği yerlere giderler.. Küçük kız gözlerini açtığında çok şaşırır! Çünkü kendini çok güzel bir bahçede bulur..Bahçe yemyeşil çimenler,etrafında çok güzel meyve ağaçları vardır..
Renk renk açmış çiçekler ve şarkı söyleyen kuşlar görür..
Gözü birden renk renk kelebeklere takılır..Kelebekler neşeyle uçuşuyorlardır!
Şelalerin sesi,tatlı tatlı çağlıyordu sanki bir melodiden  yayılan tatlı bir şarkı..
Küçük kız bütün bu güzellikleri görünce çok mutlu olmuştu..
Bu güzelliklerden hiç ayrılmak istemiyordu..Ama elinden de hiç bir şey gelmiyordu..
Birden yine o genç kızı gördü,gözlerini kapatmasını istedi..Artık eve dönme zamanıydı..
Gözlerini açtığında kendini yine evde buldu..Çünkü karşılaştığı genç kız,düşler ülkesinin perisiydi..
Dileğini kabul etmiş ve onu düşler ülkesini gezdirmişti..
Sizlerinde bütün dualarınız kabul olsun..Ve hayallerinizdeki düşlerinize kavuşun..


Ötücü Kuşlar

Ötücü Kuşlar
  Ötücü kuşlar  Kanarya, Atlas Okyanus’ndaki Kanarya Adaları’na özgü bir ispinoz türüdür. Harika şakıması nedeniyle en sevilen kafes kuşları arasında yer alır. Ötücü kuşlar Yada tüneyen kuşlar en kalabalık kuş takımıdır. Bu takım, yeryüzündeki kuş türlerinin yarısından fazlasını barındırır. Dalları kavrayarak tünemeye uyarlanmış olan pençe yapıları ayırt edici özellikleri arasındadır. Dört parmaktan geriye doğru uzayan birincisi, öbür ucundan tam karşısında yer alır. Esnek parmakları incecik dal parçaları gibi çok çeşitli tünekleri kavramaya uygundur. Bacak kasları ve tendonları ise dalları sımsıkı kavramalarını sağlayacak şekilde gelişmiştir. En çok ot demetlerinin üzerine bile tüneyebilir. Ötücü kuşların ses organları nefes borularının en altında yer alır. Bu çok gelişken ve karmaşık organ sayesinde uzun ve karmaşık şakımalar yapabilirler. Şakımalar bölge belirlemeye ve eş bulmaya yarar. Ötücü kuşlar  çöllerden yağmur ormanlarına kadar pek çok yaşam alanına uyum sağlayan ötücü kuşlar, Antartika dışında dünyanın her yerinde yaşar.
KORUNMA DURUMU
5754  Ötücü kuş türünden 1066 ‘sı Dünyayı Doğa Koruma Birliği’nin Kırmızı listesinde yer alır. Güneydoğu Asya’ya özgü ak gözlü dere kırlangıcı 1968′ de keşfedilmiş, ancak 1978′den bu yana bir daha hiç görülmemiştir.
Ötücü kuşlar  Ağaçtırmaşıkları, çömlekçi kuşları, karınca kuşları ve tapakulalar Orta ve  Güney Amerika ormanlarında görünülür. Çoğu sık yapraklı ağaçlar arasında, böcek ve örümcek yiyerek yaşamayı tercih eder. Bir kaç tür küçük kurbağaları, başka kuşların yumurtaları ve yılanları yer. Ağaçtırmaşığı, ağaçkakan gibi kuyruğunu ağaç gövdelerinden destek almakta kullanır. Karınca kuşu, yediği asker karıncaların tehlikeli iğnelerinden, her seferinde tek karınca yakalayarak kendini korur. Manakinler, kotingalarve tiranlar Güney ve Orta Amerika’da yaşasalar da çoğu tür Kuzey Amerika’ya kadar uzanır. Manakinler ve kotingalar küçük meyveci kuşlardır. Erkekleri parlak, dişileri soluk renklidir. Tiranlar böcek veya meyve yer. Bir bölgede pek çok farklı tür yaşayabilir. Çünkü her tür farklı kaynaktan beslenir.
ÇÖMLEKÇİ KUŞU
Güney Amarika’nın kızıl çömlekçi kuşu, adını yaptığı  toprak çömleklere benzeyen yuvalardan alır. Yuva yapımında bazı türler çamur, diğerleri dal ve yosun kullanır. Bu yuvaları yavruları güneşten, soğuktan ve yırtıcılardan korur.

Hayvanlar Konuşur mu?

Herkesin mışıl mışıl uyuduğu zamandı
Güneşin selamıyla çilli horoz uyandı.

Çıktı erik dalına -Üü rü üü, üü rü üü!
Sabah oldu Ayşegül, Haydi okula yürü!
SERÇE
Gökte uçarken bile duyardı kokusunu.
Anne serçe sevgiyle okşardı yavrusunu.
-Gagasını sevdiğim, canım serçecik, cik ciik!
Kanatların tül gibi, tüylerin kadifecik!
LEYLEK
Kışın yaklaştığını bulutlardan anladı.
Uzun bacak leyleğin laklağı yankılandı:
-Hazırlığa başlayın, lak lak lak, lak lak lak!
Göç vakti geldi dostlar, yolumuz hayli uzak

18 Eki 2013

Ateş Ve Suyun Aşkı

Ateş Ve Suyun Aşkı
Ateş Ve Suyun Aşkı
Ateş bir gün suyu görmüş
Yüce dağların ardında
Sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
Yüreğindeki duruluğa...
Demiş ki suya: gel sevdalım ol.
Hayatıma anlam veren mucizem ol ..
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
Al demiş:Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya
Ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
Yüreğindeki kederi de
Alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Armış suyu diyarlar boyu,
Günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş,suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış; Aşkın bazen gitmek olduğunu, yitirmek olmadığını...
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla işte o zamandan beridir ki;
Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş...
Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...




16 Eki 2013

Avcı İle Serçe

Avcı İle Serçe
Avcı İle Serçe

Çok uzak ülkelerden birinde avlanmayı çok seven bir avcı varmış. Bir gün yine kuş avlamak için ormanda tuzak kurmuş. Bir ağacın arkasına gizlenmiş ve başlamış beklemeye. Beklemesi uzun sürmemiş. Tuzağın yanına gittiğinde küçük bir serçenin ağa yakalandığını görmüş. Eve götürmek için küçük serçeyi eline almış.Ama tam bu sırada kuş başlamış dile gelip yalvarmaya: - Ey avcı! Bu güne kadar sen inek, koyun, tavuk etleri yedin. Benim gibi küçücük bir kuşun etini ne yapacaksın? Onlar seni doyurmadıysa ben ne yapabilirim ki! Bırak beni demiş. Avcı serçenin dile gelip konuşmasına şaşırmış ve merakla kuşu dinlemeye devam etmiş. Serçe: - Eğer beni bırakırsan sana üç altın vereceğim. Bir lokma kuş etini mi tercih ediyorsun yoksa ömrün boyunca yararını göreceğin üç öğüdümü? İyi düşün! demiş. Avcı düşünmüş ve kararını vermiş: - Tamam seni bırakacağım. Neymiş bakalım bana vereceğin öğüt?
-Serçe Bir şartım var ama, demiş. Avcı: - Bir de şart mı koşuyorsun bana, diye sormuş. Serçe:- Kabul edersen, deyince. Avcı: - Peki! Şartın neymiş bakalım, demiş.- Öğüdün birini, elindeyken vereceğim, ikincisini ağaçta, sonuncusunu ise giderken söyleyeceğim, demiş. Avcı şartları kabul etmiş. Serçe de ilk öğüdünü vermiş: - Olmayacak şeyi söyleyenlere kim olursa olsun inanma! Avcı avucunu açmış. Kuş "pırrr" diye uçarak karşıdaki ağaca konmuş. Kuş avcının elinden kurtulduğuna çok sevinmiş. Sıra gelmiş ikinci öğüde: - Kaçırdığın fırsatların arkasından asla kederlenme. Yaşadığın anın kıymetini bil, pişmanlıkla zamanı geçirme,demiş serçe. Avcı şaşkın şaşkın bakarken serçe: - Karnımda pehe biçilmez bir inci tanesi vardı benim .Ama kaçırdın onu. Kısmetini değilmiş , demiş. Avcı ne yapacağını bilememiş.
-Eyvah! ben ne yaptım,neden seni bıraktım, diye sızlanmış. Serçe:- Az önce ne söyledim sana? Kaçırdığın şey için dövünmeyecek , pişmanlıkla vaktini geçirmeyeceksin. Ayrıca ilk öğüdümü unuttun mu? Kim söylerse söylesin, olmayacak şeye inanmayacaktın. Avcının aklı başına gelmiş. -Bari üçüncü öğüdü öğreneyim, demiş. Serçe tam uçmak üzereyken avcıya dönmüş:- Sen benim iki öğüdümü de dinlemedin.Üçüncü öğüdü neden vereyim , diyerek uzaklaşmış. Avcı, serçenin arkasından bakakalmış. Kuşu elinden kaçırmış ama bu öğütleri hayatı boyunca hiç unutmamış.

18 Eyl 2013

5 Eyl 2013

Altın Yumurtlayan Kaz

Altın Yumurta

Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar, bir adam varmış ve çok fakirmiş. Biri kız, biri erkek iki çocuğu varmış. Küçük bir kulübede yaşıyorlarmış.Yiyecek ve giyecek de hiç bir şeyleri yokmuş. Adam para kazanmak için çok uğraşmış ama başaramamış.Bu yüzdende çok üzülüyorlarmış. Küçük bir toprak parçasına ekin ekmiş ama kuraklık yüzünden hiç verim alamamış. Fakir adam ve karısı aralarında konuşuyorlardı. Kadın: "Çocuklar iki gündür 
hiç bir şey yemediler, açlıktan ölecekler!" Fakir adamda çocuklarının çaresizliğine çok üzüldü. Dua etmeye başladı. Bu durumdan kurtulmak için ama yapacak pek bir şeyleri de yoktu. Daha sonra adam yardım istemek ve toprak ağasından borç para almak için bir köye gitmeyi planladı. Büyük
 bir ormandan geçerek köye gidiyordu ki yol kenarında hayatında daha önce 
hiç görmediği, çok büyük ve çok güzel bir ev gördü. Muhteşem evin duvarları,
güneşin altında çok daha fazla parlıyordu. Toprak ağasından borç para istedi 
ancak toprak ağası fakir adama borç para vermedi. Büyük bir hayal kırıklığına
 uğradı.Şimdi ne yapabilirim? Diye kara kara düşünmeye başladı. Yolda giderken
 gıdaklama ve viyaklama sesleri duydu. Arkasına baktığı zaman bir kazın 
tek başına tarlada durduğunu gördü. Fakir adam kazı aldı ve evine doğru 
yola devam etti. Hava kararmak üzereydi ve adam adımlarını hızlandırdı.
Eve girince kadın, kocasının elindeki kazı gördü ve çok şaşırdı! Bu kazı
 nereden buldun? diye sordu. Adam, "Onu yolda gelirken evin yakınlarında 
bir tarlada buldum" dedi. Sonra evlerinde bir yuva yaptılar ve kazı yuvanın 
içine yerleştirdiler. Kaza baktılar, onu iyice beslediler ve sonra yatmaya gittiler.
Ertesi gün adam kaza yem vermeye gittiğinde yuvada parlayan bir yumurta gördü
ve gözlerine inanamadı. Fakir adam karısını, Neredesin ?Hemen gel!"diye çağırdı."Ne
oldu , neden bağırıyorsun ? diye sordu kadın.Adam," Şu altın yumurtaya bak !" dedi 
ve yumurtayı kadına gösterdi. Ve sonra çok zengin oldular. Kendilerine tarla,süt vermesi
 için inek aldılar ve pahalı elbiseler giymeye başladılar. Artık çok zengin olmuşlardı.
Kibirlenmeye başladılar. Adam ve kadının kalbi o kadar katılaştı ve duygusuz oldular ki hiç 
kimseye yardım etmediler. Bir gün adamın kızının kız arkadaşı kızı evine çağırdı.
Akşam olunca,genç kız arkadaşını evine gitmek için hazırdı .Annesinden izin aldı
ve yola çıktı.Serin bir rüzgar esiyordu, ormandan geçti, çiçekler, sallanan çalılar ve yapraklar 
gördü. Sonunda arkadaşının evine vardı ve kapıyı tıklattı. Sonra iki kız arkadaş konuşmaya başladılar. Arkadaşı, seni ilk gördüğüm zaman çok fakirdiniz. çok kısa zamanda zengin oldunuz .
Kız, "Zenginliğimizi gerçek tek bir hikayesi var. Yıllar önce babam bir kaz buldu. Kaz bize çok şans getirdi çünkü kaz her gün altın yumurtluyordu. O yumurtaları sattık ve para kazandık. Hala 
satmaya devam ediyoruz dedi.Arkadaşı onu kıskandı ve her gün tek tek uğraşacaklarına 
bütün yumurtaları bir anda almalarını  tavsiye etti. Kız babasına, arkadaşının tavsiyesini anlattı.
Aç gözlü adam, " Artık kazın her gün yumurtlamasını bekleyemeyiz" dedi. Kadın, "Yani ne yapacaksın?" diye sordu.Adam, "Kazı öldüreceğiz ve bütün yumurtaları alacağız" dedi. Bu kötü plana karar verdiler ve o gece uyudular. Kaz onların bütün konuştuklarını duymuştu ve onlar
uyuyunca evden uçup gitti. Sabahleyin aç gözlü adam kazı kesmek için yuvasına geldiler.
Ama kazı bulamadılar. Adam ve karısı dışarı çıktı ve bütün köyü aradılar ama bulamadılar. 
Üzüldüler. Açgözlülükleri yüzünden her gün altın yumurtlayan kazlarından oldular.
Aç gözlü olmanın hiç kimseye faydası olmaz. Kanatkar olmak, elimizdekilerin değerini bilmek en güzeli.İyi geceler çocuklaaar.


3 Eyl 2013

Tavşan ile Kaplumbağa

Tavşan ile Kaplumbağa 

 Tavşanın birisi çok övünüyormuş.- Bu ormanda benden hızlı koşan yoktur. Varsa gelsin yarışalım diye söyleyip geziyormuş. Kaplumbağa bir gün:- O kadar böbürlenme kendine de o kadar güvenme.
 Ben senden daha hızlı koşarım. İstersen yarışalım demiş. Tavşan
kaplumbağanın bu sözlerine kahkalarla gülerek:- Sen mi benimle yarışacaksın diyerek alay etmiş. Ama yinede yarışı kabul etmiş. Yarışın başlangıç ve bitiş yerlerini
 belirlemişler, yarış başlamış tavşan çok hızlı başlamış.Ama biraz ileriye gidince geri dönüp bakmış ki tavşan. Kaplumbağa hiç görünmüyor.
Yatmış ağacın dibine uyumuş. Uyandığında bakmış ki kaplumbağa yarışı bitirmek üzere. Tavşan koşmuş fakat kaplumbağa varış yerine ondan önce
ulaşmış. Kaplumbağa tavşana:" Hiç bir zaman kendini başkalarından üstün
görme, sen uyudun, ben çalışarak seni geçtim" demiş...

2 Eyl 2013

Konuşan Meyveler

Elma
Yemyeşil dalım güzel,
Yanakta alım güzel,
Çocuklar yesin beni
Tazecik balım güzel.

Besinlerle doluyum,
Hem tatlı hem suluyum.
Gelinlik ağaçların
Kıpkırmızı şalıyım.

                                                   Armut dersem dök de gel,
                                                   Elma dersem çık da gel,
                                                   Sabahları koluna
                                                   Sepetini tak da gel.

Küçük Bir Karıncanın Hayatı

Küçük Bir Karıncanın Hayatı

 O gece çok fazla yağmur yağmıştı. Küçük karıncada daha dünyaya yeni gelmişti. Gözlerini açmış ama hayatın daha
ne olduğunu farkında bile değildi. Yavru bir karıncaydı.
 Etrafına bakındı ama annesini göremedi, onu aramak için
 içeriye sızan küçük bir delikten bakınca onun gibi binlerce
 karıncanın uzunca bir merdivenden yukarıya doğru çıktıklarını gördü.
 Bir anda bende bu işi yaparım duygusuna kapıldı. İlk defa dışarıyı görmek onu heyecanlandırdı. Ama annesini biraz bekledi. Kimsenin gelmemesi onu iyice üzmeye başlamıştı. Karnı da çok acıkmıştı. Etrafına bakındı yiyecek ve içecek pek bir şey görünmüyordu.
 Düşünmeye başlamıştı. Tam o sırada arkasından bir ses duydu.
Bu ses annesinin sesiydi! Hemen annesine koşarak sarıldılar.
 Ve bir daha ayrılmamak üzere.İyi geceler çocuklaaar.

17 Ağu 2013

Uykucu Kedi

Uykucu Kedi


Yumak adında bir Kedi, bir gün kaldığı evin içinde devamlı uyuyordu. Evin sahibi yumağın devamlı uyumasına çok kızıyordu.Çünkü evine 
bir fare dadanmış, sahibini çok rahatsız ediyordu.Ve yumağın bu fareyi tutmasını istiyordu. Yumak ta devamlı uyuduğu için,evin sahibi de yumağa kızıp gitti başka bir kedi getirdi. Bizim yumakta bu duruma çok bozuldu ama bir yandan da keyfinin bozulmamasını istiyordu. Bir plan yapması gerekiyordu ve düşünmeye başladı. 
Eve yeni gelen kedinin gitmesi için,farelerle anlaştı. Peynir karşılığında onlara  peynir verecek,  farelerde eve yeni gelen kedinin evden gitmesi için çalışacaklardı. Fareler düşündüler bir plan yaptılar.Fareler bir kaval alıp öyle içten, öyle güzel
 çaldılar ki evdeki kedi de  takıldı kaval çalan  farelerin peşine ve  evden çıktı. 
Fareler de onu uzaklara götürdüler. Bizim uykucu yumak ta yeni gelen kediden
 kurtulmuş oldu. Tabi ki söz verdiği gibi evdeki peynirlerden farelere verdi böylece 
hep birlikte mutlu bir şekilde yaşadılar.

2 Tem 2013

Merhaba arkadaşlar

Merhaba! Herkes, beni uzun kulaklarım ve kısa kuyruğumla
tanır.  Yani benim tavşan olduğumu bilir. Üstelik tüylerim, beni çok güzel gösterir. Ama doğduğumuz  da bizim tüylerimiz olmuyor. Bu yüzden ısınmak için yuvamızda kardeşlerimizle birbirimize sokuluruz. Tüylerimiz biraz daha büyüyünce çıkıyoruz. Haydi, beni yakalayın. yakalayamazsınız ki Çünkü ben hızlı koşarım. Hem de çok hızlı. Kısa ayaklarımla, her yerde zıp zıp zıplarım. Uzun kulaklarımla da en küçük bir sesi ya da kıpırtıyı hissederim. GÖRÜNMEYEN HAVUÇLAR Bilin bakalım!Ben en çok ne yemeyi severim.Tabi ki, havucu. Havucun tadı çok güzel ve lezzetli Hem de istediğim kadar yiyebiliyorum. Çünkü biz yer altında kazdığımız yuvalarda yaşıyoruz. Allah da , havuçları yerin altında büyütüyor. Böylece havuçları rahatlıkla yiyebiliyoruz. Havuç, gözlerimiz için da çok faydalı. 
EVİM EVİM GÜZEL EVİM Ben, yaşadığım yeri çok seviyorum. Buradan ayrılmak hiç istemiyorum. Bazen yaşadığım yerden ayrılıp uzağa gitmem gerekiyor. O zaman yerimi kimse almasın, diye işaret bırakıyorum. Nasıl mı?  Allah, bize bulunduğumuz yere koku bırakma özelliği vermiş. Bu koku sayesinde, diğer tavşanlar bu yerin bana ait olduğunu anlıyorlar. Ne güzel değil mi?SİVRİ DİŞLERİM siz, benim dişlerimi gördünüz mü? Sürekli uzayan ön dişlerimle çok sevimli olduğumu söylüyorlar. Peki, siz ne düşünüyorsunuz? Üstelik, çok sevdiğim havucu bu dişlerimle hissedebiliyorum. Yer altında tünel kazarken bile bazı taşları dişlerimle çıkara biliyorum. Hoşça kalın çocuklar.

23 Haz 2013

20 Haz 2013

Leylak Syringa

Mis Kokulu Çiçek Leylak Syringa
Nerede o mis kokulu leylaklar? Eskiden her bahçede neredeyse bir leylak vardı, şimdilerde sanki azaldı. Leylak, bir çalının bu kadar güzel olması çok rastlanan bir şey değildir aslında. Ilıman iklimi sever. Altı metreye kadar boylanabilir. Genellikle mor salkımlar şeklinde oluşan çiçeklerin, beyaz ve pembe olanları vardır. Bahar aylarında fidesini bahçeye dikebilirsiniz. Nisan -haziran arasında çiçeksiz dallarından çelik alarak çoğaltabilirsiniz. Çeliği kum ve üretim torfu karışımına batırın. Kasımda kökleri gelişmiş olacak, dikim yapabilirsiniz. Leylak az nemli, geçirgen ve gübreli toprakta sağlıklı gelişir. Sulamayı kontrollü yapın, fazla su, çiçeklenmenin az olmasına neden olur. Fazla gölgede kalmayı sevmez. Çok fazla budama yapmanıza gerek yok. Tamamı çiçeklenen dallarını kesmeniz yeterli olur. Bu dalları vazoya yerleştirerek evinizin de mis gibi kokmasını sağlayabilirsiniz. Bahçenize en azından bir tane dikin, kokusu herkesi içeriye davet edecek.

17 Haz 2013

Bizim Tavşan Nasıl Aşık Oluyor?


Bizim tavşan sabah olunca, erkenden kalkar ve
Bizim Tavşanın Aşık Olması
Aşık Tavşan
kahvaltısını yapar.
Bahçeden topladığı sebze ve
meyvelerini pazara götürür... Satmak için.
Tezgahını açar ürünlerini yerleştirir ve biraz
 satış yapar. Gün içersin de
satışını yaparken, birden gözleri sevimli mi sevimli,
 uzun kirpikleri,
mavi gözleri,şirin bir bayan tavşan görür. Bizim
tavşanın kalbi çarpar.
Terlemeye başlar eli ayağı birbirine dolanır. Ne
yapacağını şaşırır!
Tabi bu arada sevimli tavşanın da kalbi çarpar...
 Oda çok heyecanlanır
bizim tavşanı görünce. Bizim tavşan,sevimli tavşanın yanına gider.
Merhaba der,- yenimi geldiniz? Daha önce sizi hiç görmedim. Sevimli
tavşanda, merhaba,-evet, yeni geldik annemle birlikte der. Ancak sevimli tavşanın
annesi çok huysuzdur. Konuşmalarına izin vermez. Hemen sevimli tavşanı
yanına çağırır ve oradan ayrılırlar.Bizim tavşan da öylece kalır, arkalarından
üzülerek baka kalır! Sevimli tavşanın...
Bir daha pazara,aşık olduğu tavşanın gelmesini hayal ederek♥

16 Haz 2013

Küçük Kız ile Tavşan Nasıl Karşılaştı?

Küçük Kız İle Tavşan Nasıl Karşılaştı?
Beş yaşında küçük bir kız. Bir gün ablasıyla  nehir kıyısında oturuyordu. Ablası yanında okumak için kitaplar getirmişti..Küçük kız, kitaplardan birine göz atmıştı. Ama içinde hiç resim olmadığını gördü. Hemen sıkıldı ve tembel tembel etrafına bakınmaya başladı. Tam o sırada, yanından beyaz bir tavşan zıplayarak geçti. Küçük kız onun insan gibi giyinmiş olduğunu görünce şaşırdı!
Tavşan bir müddet durdu ve ceketinin cebinden bir saat çıkardı. Saate baktıktan sonra, kocaman bir ağaca doğru hızla koşmaya başladı. Küçük kız daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Merak etmeye başladı.Tam o anda tavşanın bir deliğe hoplayarak girdiğini gördü. Onu deliğin içinden takip etti ve yere düşünceye kadar uzun bir mesafe kat etti. Düşerken, duvarlardaki resimleri, rafları ve kancalara asılmış haritalarda gördü. En sonunda yere düştü ve kendini bir salonda buldu.Küçük kız ne yapacağını bilemedi, salondan çıkabilmek için bir çıkış kapısı aradı.Sonunda bir kapı gördü. Bu bir bahçe kapısıydı. Hemen koştu bahçe kapısını açtı. Ne kadar şahane bir bahçe! diye haykırdı küçük kız. Bahçede bir kulübe vardı. Oraya vardıktan sonra, yavaşça kapıyı açtı. Tam o sırada beyaz tavşanı gördü. Tavşan gülümseyerek ona bakıyordu. Küçük kız koşarak ona sarıldı ve arkadaş olmaya karar verdiler. Bir daha ayrılmamak üzere...

                                                    Bu yazı 600 defa okunmuştur.






 

15 Haz 2013

Hachiko'nun Sadakati!


Hachiko'nun Sadakati!
Bir profesör bir gün işine giderken yolda bir yavru köpek görür.Yavru köpek her nasılsa kaybolmuştur. yavru köpek yaşlı adamı görünce hemen ona koşar. Yanına gelir ve göz göze gelirler. ona yalvaran gözle bakar.Beni yanına al ne olur dercesine. Yaşlı adam alır önce bir görevliye bırakmak ister.Sahipleri gelir arayabilirler diye. Bir müddet bekledikten sonra gelen olmayınca yavru köpeği yanına almaya karar verir.Ve kucağına alır evine götürür.Onu odanın bir yerine gizler. Önce karısına söylemez.Sonra bir sürprizim var sana der karısına.Bu akşam istasyonda ilginç bir şey oldu der. Karısına onu bulduğunu söyler.Ancak karısı istemez geri götürmesini ister. O da geri götüreceğine söz verir.Evin kızı da çok sevmiştir yavru köpeği. Kalması için annesine yalvarır. Profesör yavru köpeği alır,bir barınağa götürür. Orada da kabul etmezler.Çok dolu olduklarını söylerler. Profesör, yavru köpeği yanına almaya karar verir.Boynundaki tasmadan onun çok uzaklardan geldiğini anlar.Adını Hachiko koyar. Profesör Hachiko'yu çok sever ve ona eğitim verir.Birlikte oyun oynarlar.Profesör işe giderken Hackiko her sabah tren istasyonuna kadar ona eşlik eder.Akşam olduğunda da profesörü karşılamaya istasyona gelir ve birlikte eve dönerler.Bu böyle devam eder.  Profesör bir gün işinde çalışırken aniden yere düşer ve ölür.Hachiko her gün olduğu gibi o günde tren istasyonunda profesörü bekler. Ancak sahibi bir daha gelmez.Bir gün Profesörün eşi tren istasyonuna gelir. Hachiko'yu görür ve çok üzgün olduğunu anlar.Ona sarılır ve ağlar.Sakıncası yoksa bir sonraki treni birlikte bekleyelim mi der?Ve birlikte beklerler o gün.   Hachiko her gün tren istasyonunda bekler.Sahibi gelmeyince arada bir eve gidip bakar sonra tekrar tren istasyonuna geri gelir. Hackiko tam böyle dokuz yıl  tren istasyonunda sahibini bekledi ve orada beklerken öldü.Tren istasyonuna Hachiko'nun  heykeli yapılır SADAKATİNDEN dolayı...

 









11 Haz 2013

Bizim Tavşan Evini mi Temizliyor?

Bizim tavşanın bu gün temizlik günü
Sabah olunca erkenden kalkar horoz sesiyle kakirikuu...!
Bizim tavşan bu gün evi temizlemeliyim.
Bahçeme gidip sebze ve meyvelerimi toplamalıyım.
Pazara gidip ürünlerimi satmalıyım der.
Ve plan yapar. Önce kahvaltımı yapmalıyım
 diye düşünür.
Yatağından kalkıp önce tuvalete gider.
 Ellerini ve yüzünü yıkar.
Kahvaltısını hazırlar. Tabi ki olmazsa olmazıdır
 kahvaltıda havucu, bizim tavşanın.
Tavşan çayını demler.Ekmeğini, yumurtasını,
peynirini ve havuçtan oluşan
kahvaltısını hazırlar. Ve afiyetle yer. Kahvaltısını
 yapıp hemen işe koyulur.
Evini süpürür,camlarını, kapılarını ve yerlerini siler ve çok
 yorulur bizim tavşan,
Öyle ki bahçeye gidip sebze ve meyvelerini toplayamaz.
Pazara da gidemez çünkü akşam olmuştur.
Bizim tavşan akşam yemeğini hazırlar ve yer.
Sonra biraz kitap okur ve uyumak üzere yatağına gider.
İyi geceler çocuklaaar. Devamı yarın. Bizim tavşanın aşık olması?




9 Haz 2013

Gezegenler hakkında bilmediklerimiz

    Genel olarak, yakınlarında bulunan yıldızlara göre uzaklıklarını değiştiren yıldızlara verilen ad.
Gezegenler, Güneş çevresinde dönen gök cisimleridir. Güneş çevresinde, odaklarından birinde
güneş olmak üzere meydana gelen bir elips üzerinde dolanırlar.
  •  Venüs
  •  Dünya
  •  Mars
  •  Jupiter
  •  Satürn      
  •  Uranüs
  •  Neptün
  •  Plüton              
     Merkür Güneşin tam önünden geçişi,hep Mayıs ve Kasım ayları içinde gerçekleşir.Söz gelimi bir önceki geçiş 6 Kasım 1993' te gerçekleşmiştir.Günümüzde en yakın geçiş ise 15 Kasım 1999'da olmuş.Geçiş sırasında Merkür çıplak gözle görülmeyecek kadar ufaktır.Gözlem ancak bir teleskop,projektör olarak kullanılarak yapılabilir.
Gözlem koşulları:Güneşe en yakın gezegendir. Çıplak gözle görülebilmesi ancak Güneş ufkun hemen altında olduğunda mümkündür.
             
     Venüs, Güneşe olan uzaklığı 108 .000.000 km Sıcaklığı 231 K  Görünür parlaklığı-4 m. Güneş  Etrafında dönme süresi 224 gün. kendi Etrafında dönme süresi 243 gün. Dönme hızı 35.02  km / s n  Venüs gezegenin takip ettiği yol Merkür gezegeni ve dünya arasında yer alır.
     Diğer gezegenler gibi  Venüs diğer bütün renkli gezegenler gibi Venüs de yansıyan güneş ışıklarıyla   parlar. Dünyadan görüldüğü kadarıyla Venüs diğer bütün gezegen ve yıldızlardan daha parlak ışıl,ışıldır.Bu hem dünyaya yakın olmasından hemde yüksek yansıma güçlü bulutlarla kaplı olmasından
ileri gelir.  Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.Dünya, Güneş sisteminde bir gezegen. Çapı 12. 756 km, kütlesi 5, 97x 10 24 kg 'dirGüneşe uzaklığı 149.597.890 km'dir. Güneşin etrafında 365,25,kendi etrafında ise 1 günde döner.Ortalama yüzey sıcaklığı 15 derecedir. ?? Dünya (Almanca: Erde, welt,
Fransızca; Terre,monde. İngilizce; Earth, world ), Güneş sistemindeki gezegenlerden biri.
Güneş sistemi'nin Güneşe uzaklık açısından üçüncü sıradaki gezegenidir.Üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek doğal gök cismidir. Katı yada 'kaya' ağırlıklı yapışı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler gurubuna adını vermiştir. Bu gezegen grubunun kütle ve hacim açısından en büyük üyesidir.
      
      Mars yada merih,Güneş sistemin'deki ,Güneş'ten itibaren dördüncü gezegendir. Bu gezegen Roma mitolojisindeki savaş ilahı Mars'a ithafen bu adla adlarından biri, yüzeyinde yaygın demir oksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için kızıl gezegendir.
     Jüpiter (  Müşteri ) Güneş sisteminin en büyük gezegeni. Güneşten uzaklığa göre beşinci sırada.  Türçezi  Erendiz dir. Adını Roma tanrılarının en büyüğü Jüpiter'den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devleri sınıfına  girmektedir.
     Satürn:  Güneş sisteminin güneşten uzaklık sırasına göre 6 gezegendir. Türkçesi  Sekendizdir. Büyüklük açısından Jüpiter'den sonra ikinci sırada gelir.Adını Roma tarım tanrısı Saturnus 'tan alır. Arapça kökenli Zühal adı Türkçe' de giderek daha az kullanılmaktadır. Sekendiz olarak ta bilinir.Çıplak gözle izlenebilen 5 gezegenden biri (diğerleri Merkür, Venüs, Mars ve Jüpiter )Olarak eski çağlardan beri insanoğlunun dikkatini çekmiştir.Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devleri sınıfına girmektedir.
     Uranüs Güneş sisteminin Güneşten yakınlık sırasına göre 7. gezegenidir. Çap açısından Jüpiter ve Satürn'den sonra üçüncü,kütle açısından bu iki gezegen ve Neptün'ün ardından dördüncü sırada gelir.
Adını yunan mitolojisin'ndeki  gök yüzü tanrısı Uranos'tan (Yunanca' da Oupavuç' Latinceleştirilmiş şekli ile Uranüs alır.1781 yılında willam Herchel tarafından bulunmuştur. Gaz devleri sınıfına girmektedir. Uranüs,Güneş çevresinde bir devrini 84 yılda tamamlar.Hafifçe eliptik olan yörüngesi boyunca,Güneş'e uzaklığı 18-20 Astronomi birimi(ortalama 211-421) arasında değişir.  Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
    Plüton, Güneş sistemindeki dokuzuncu gezegendir. Güneş sistemindeki en küçük gezegen olup olmadığı konusunda tartışmalar çıkmıştır. Ancak bu konudaki tek kabul gören otorite, Uluslar arası Gök bilim  Birliği (International Astronomical, Union;IAV), Plüton'u gezegen olarak sınıflandırmıştır.
                                       
Bunu biliyor muydunuz?
 1604 yılında patlayan Süper nova 1604'ün Venüs hariç gece gökyüzün tüm yıldız ve gezegenlerden daha parlak olarak çıplak gözle görülebildiğini.

8 Haz 2013

Ada çayının Faydaları Ve Anne Sütü Nasıl Artar?

ADA ÇAYI  (SALVİA OFFİCİNALİS)
Ada çayının  faydaları:

  • Ada çayı,kekik,papatya,nane gibi bitkilerle kaynatılıp
  • içilirse öksürüğe faydalıdır.
  • Ada çayı kekikle beraber kaynatılıp, balla tatlandırılarak
  • içilmeye devam edilirse kanı temizler.
  • Ada çayı kaynatılıp saçlar yıkanırsa,saçları besler ve parlatır.
  • Ada çayı, öğütülüp dişlere sürülürse dişleri beyazlatır.


YAN TESİRİ: Normal ölçülerde her hangi bir zararı yoktur.
Ölçü yüksek tutulduğunda mideyi rahatsız edebilir.
TAVSİYE: Ada çayını,kekiği,ıhlamuru, kış yaz demeden çay yerine içebilirsiniz.

  ANNE SÜTÜNÜ ARTTIRAN GIDALAR

  •   Marul yemek anne sütünü arttırır.
  •   Yoğurt,üzüm,hurma,kuru incir, doğum yapan kadınların vazgeçilmez gıdasıdır.
  •    Ada çayı, anne sütünü arttırır.
  •    Maydanoz, anne sütünü arttırır.
  •   Çörek otu, ılık bal şerbetiyle içilirse anne sütünü arttırır.
  •   Şalgam suyu anne sütünü arttırır.
  •   Rezene su ile kaynatılıp içilir.
  •   Rezene içen annenin sütü,çocuğun gazını giderir.
  •   Enginar yemeği anne sütünü arttırır.

  Anason: Anne sütünü arttırıcı özelliği olup günde 2-3 bardak içilebilir.
  Gaz giderici olduğu için anneye ve bebeğe iyi gelir.
  TAVSİYE: Sütümüz olmuyor diye bebeklerimizi suni gıdalara mahkum etmeyelim.
  Sizde bu formüllerden birini seçiniz  bebeğiniz anne sütüyle beslensin.
  Bebekler güldür,
  bu güllerin besini anne sütüdür.
  Gülleri soldurmayalım.


 






7 Haz 2013

Edirne gezisi

    Kendimi yalnız hissettiğim bir anda, bir telefon aldım. Kardeşim il dışına çıkmamızı, tarihi yerleri gezmemizi ve bana da gelip gelemeyeceğimi soruyordu? Bu telefon benim için inanılmaz bir sevinç kaynağı oldu! Büyük bir heyecanla gelebileceğimi söyledim. O kadar çok heyecanlandım ki yola çıkmak için hazırlıklarımızı akşamdan yaptım... Bisküvi, su, sandviç ekmekleri hazırladım. Öyle ki, o gece heyecandan uyku uyuyamadım!

Sabaha karşı kardeşlerimle birlikte yola çıktık. Biraz yol aldık; sabaha karşı yolculuk yapmak bana o kadar iyi geldi ki, çok büyük keyif aldım... Boğaz içi köprüsünden geçerken deniz çok güzel görünüyor, şehrin ışıkları etrafı çok güzel aydınlatıyordu. Sabah saat 6 sularında köprüden geçtik ve inanılmaz güzeldi!
Kahvaltı için konaklama tesislerinden birinde oturduk. Tesislerin yolcular için çok güzel hazırlanmış olduğunu gördüm ve bu durum benim çok hoşuma gitti! Yolcuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikteydi. Hediyelik eşyaya kadar her şey düşünülmüştü...Kahvaltımızı edip biraz dinlendikten sonra yola devam ettik. Yolda ilerlerken bazı illerden geçtik.Yolda ilerlerken ağaçların; yemyeşil olduğunu ve denizin yansımasının harikulade olduğunu gördüm! Edirne'ye girmeden önce kapı kuleye gittik ve sınır kapısını gördük.Kapı kulede yolcular için camiyi inşa edilmişti...Camiyi ziyaret ettiğimizde caminin çok bakımsız olduğunu gördük...Ziyaretçisi yok gibiydi. İçeri girdiğimizde dua ederken caminin içini çok mahzun hissettim hatta öyle ki; kimsesiz olan yaşlı bir insanı ziyaret ettiğimiz de sevinen bir insanı geldi bana!

Oradan ayrılıp yolculuğumuza devam ettik ve oranın büyüklerinden Sevgili Hasan Sezai Hazretlerinin türbesini ziyaret ettik.Türbedar türbe hakkında bize bilgi verdi.Çok duygulandım! Yolumuzun üzerindeki Hadis camiyi de ziyaret ettik. Bir rivayete göre Hadis camide yapılan duaların geri çevrilmediğini duyduk. Bahçesi de çok güzeldi. Çam ağaçları,  güller, yeşil çimenler her şey çok güzeldi! Ziyaret edilmesi gereken yerlerden olduğunu düşünüyorum..
Edirne'ye geldiğimizde muhteşem güzelliği ile buram buram kokan tarih kokan Selimiye cami bizi karşıladı.

 Selimiye cami II.Selim'in emri üzerine Mimar Sinan tarafından Kıbrıs'ın fethi ile elde edilen ganimetlerle eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yerde yapılmıştır. 1568-1574 yıllarında tamamlanan Selimiye cami Osmanlı Türk mimarisinin en büyük eseridir.Üçer şerefeli dört minaresi vardır. Her minarenin yüksekliği 70,89 m dir.Kubbesi 31,28 m.çapında olan Selimiye cami'nin Harim tarafındaki  minarelerin şerefeleri'ne ayrı ayrı yollardan çıkılabilmektedir. USTALIK ESERİM dediği Selimi'ye cami  gerek Mimar Sinan gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir.

Selimi'ye cami'inin ardından Edirne'de en çok ziyaret edilen ikinci mekan,
İkinci Beyazıt Külliyesi Sağlık müzesidir.Külliye içinde bulunan müze 1488'den beri yer alan darüş'şifa (Hastane), 1886-1887 Osmanlı Rus savaşına kadar aralıksız 400 yıl hastalara hizmet vermişti. Ruh ve akıl hastalarının müzik,su sesi ve güzel kokularla tedavi edildikleri bu tarihi mekan 1997 yılından bu yana Trakya Üniversitesi tarafından müze olarak kullanılmaktadır.Türkiye'nin tek sağlık müzesidir. Müzede, hekimliğin gelişmesi ve değişik sağlık hizmetleri hakkında geniş bilgiler içeren odalar bulunur.Sağlık müzesine ilk girdiğim an çok etkilendim. İlk girişte yatan hasta maketi, tedavi odaları o döneme ait eczane ve eczane için yapılan bitki şurupları ve şurupların nasıl yapıldığı beni çok etkiledi!Her şey o kadar iyi canlandırılmış ki maketleri canlı zannettim. O tarihte yaşananlar maketlerin yüzüne yansımıştı sanki. Maket bile olsa o anda gördüklerim o dönemde yaşanan acıyı hissettirdi bana.Odaların birinde o döneme ait tedavi etmek amacıyla kullanılan yılan ve horozla ilgili maketler vardı. Çok ilginçti ve çok şaşırdım! Diğer bir odada ise bir çocuğun başından ameliyat edilmesini canlandıran maketler vardı.O görüntü beni çok üzdü! O dönemi anlatan bu tablo çok düşündürücüydü...Günümüze göre çok ilkel şartlarda yapılan tedavilerin hepsi ayrı ayrı yaşanan acıları anlatıyordu.

 Edirne'ye giderseniz Selimiye cami ve sağlık müzesini ziyaret etmeden gezinizi bitirmeyin.

Ak kız ile kara kız

   Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde bir ak kız birde kara kız yaşarmış.Kara kız çok sevdiği anneciği ve babası ile çok mutluymuş.Hiç ummadığı zamanda anneciğini kaybetmiş. Günler böyle geçerken bir gün babası yanında bir hanımla gelmiş. Eve gelen hanımın daha sonra üvey anne olduğunu öğrenmiş  kara kız. Eve gelen üvey anne kara kızı hiç sevmemiş.Zaman içersin de kara kızın bir kız kardeşi olmuş. Babası yeni doğan bebeğe ak kız adını vermiş.
kara kız kız kardeşini çok sevmiş ona hep ninniler söylemiş bu arada üvey anne kara kızın evden gitmesi için planlar yapıyormuş. Günler böylece geçmiş.Kız kardeşi büyümüş ve birlikte oyunlar oynuyorlarmış. Üvey anne her zaman ak kızı daha çok sevip onun beslenmesine giyimine hep özen göstermiş. Zavallı kara kız ise sevgisiz, boynu bükük olarak olanları izliyormuş. Ancak ak kız ablasını çok seviyormuş. Günler günleri kovalamış ak kız ile ablası kara kız büyümüşler, genç kız olmuşlar.Ancak üvey anne hep kara kızı üzüyormuş.Onu bir türlü sevememiş.Kara kızın evden gitmesi için bir gün bir plan yapmış.Ak kızla kara kızı yanına çağırmış. Ellerine birer parça yün vermiş.'-Gidin bunu derede yıkayın.Bakalım,hanginiz daha temiz yıkayacak?'demiş. Kızlar dereye gidip yıkamaya başlamışlar ancak kara kızın yıkadığı yün bir türlü 
beyaz olmuyormuş. Eve geldiklerinde ise üvey anne yünlere bakıp,'- sen neden temiz yıkamıyorsun' diye kara kızı azarlamış.Günler böyle geçip gider kara kız ne kadar yıkadıysa da yünü hiç beyazlamaz.Üvey anne akşam babası eve gelince,'- beni dinlemiyor onu bu evde istemiyorum,verdiğim yünü bile temiz yıkamıyor diye şikayet etmiş. Kara kızı evden alıp götürmesini istemiş. Babası,gönlü hiç razı olmasa da kara kızı alıp çok uzaklara götürmüş.
Ak kız bu olanlara çok üzülmüş pencerenin önünde hep ablasını beklemiş beklemiş..Ama ablası bir daha hiç dönmemiş.Babası daha sonra olanları anlamak için yünleri kontrol etmiş. Bakmış ki, ak kızın eline verilen yün beyaz koyunun yünü,kara kıza verilen yün ise kara koyunun yünü!

İnsanların alın yazısı da bazen  beyaz yün ile kara yüne benzer..
İstesen de değiştiremezsin.
                                            
       

6 Haz 2013

Kati ile Eşli'nin Yaşamı!

     Kati ile kız kardeşi Eşli annesi ve babası ile birlikte yaşıyorlardı.Yeşillikler içinde güzel bir evde doğmuşlardı. Evleri iki katlı dışı beyaz,rengarenk çiçeklerle bezenen bir evdi. Birlikte oynayıp, yine beraber okula gidiyorlardı. Havalar ısınmaya, çiçekler tohumlarını vermeye başlamıştı bile. Bahar gelişini müjdeliyordu.Günler çok çabuk geçiyordu.Okullarının tatili yaklaşmıştı .Kati ile kız kardeşi tatil planları yapıyorlardı.Her şey çok güzel gidiyordu.Derken okullar tatil oldu. Hazırlıklar başlamıştı.Gemi ile bir gezi düşünüyorlardı,hazırlıklarını tamamlayıp yola çıktılar. Deniz sakindi martılar şarkılarını söylüyorlardı.Kati ile Eşli çok mutluydular,denize açılmışlar geminin güvertesinden manzarayı seyrediyorlardı.Manzara muhteşemdi. Her şey yolunda giderken hiç beklemedikleri bir şey oldu.Birden insanlar telaşla sağa sola kaçışıyorlardı,Kati merakla neler olduğunu anlamaya çalışıyor, dehşet dolu  gözlerle etrafa bakıyordu.Çok çaresizdiler. Kati hemen kız kardeşini alıp annesi ve babasını aramaya başladı.Ama bulamadılar. Ne yazık ki deniz acımasızca her ikisini de almıştı. Yapacak hiç bir şeyleri yoktu ve gemi batmaya devam ediyordu.Kati ve kız kardeşi zorlu bir mücadelenin ardından, hayata merhaba dediler. Artık Kati ve kız kardeşi Eşli baş başa kalmışlardı, ikisi de hiç ayrılmamak üzere birbirlerine söz verdiler.Kader ağlarını örmüştü bile. Artık onları zorlu bir hayat bekliyordu.O acı içindeki abla Kati,denize bakarak kardeşini  okuta bilmek için elinden gelen her şeyi yapacağına dair anne ve babasına söz vermiştir.Kati yüreğinde beslediği annelik duygularıyla kardeşine sarıldı.'-Korkma hayata birlikte yürüyeceğiz 'dedi Kati.Şimdi o Eşlinin eğitimini alabilmesi için çalışmak zorundaydı. Eşli okula başlamıştı, abla Kati ise evin geçimini sağlamak için çalışmaya başladı. Sabah kardeşini uyandırmadan çıkıp evlere gazete dağıtıyordu. Her şey yolunda giderken birden hayal bile edemeyecekleri bir şey oldu. Abla Kati hastaydı hem de hiç adı bile bilinmeyen çaresi olmayan bir hastalık! Kati hastalığını sakladı kardeşinden. Okula göndermeye söz vermişti anne ve babasına. Kati çalışırken gazetesini verdiği bir evde uzun boylu çok yakışıklı bir genç gördü ve o anda içi bir garip olmuştu.  Sonraları gazetesini vermeye gideceği zaman yüreği bir başka çarpar genç kızın; yanakları al al olmuş, yüzü kızarmıştır genci gördüğünde. İçinde fırtınalar kopuyor ama hiç bir şey belli etmemeye çalışıyordu. Bir yandan hastalığı ise adım adım onu takip ediyordu. Kardeşi Eşli ise okul hayatına devam ediyordu.Dersleri çok başarılıydı ablasını çok seviyor ve Onu hiç üzmüyordu.Yine bir sabah Kati ilk olarak gence gidip gazetesini verdi O da ona bir not verdi.Sonraki günlerde de bu böyle devam etti.Kati öyle heyecanlıydı ki  notları alıp okumadı bile. Dolabında biriktirmişti. Günler böyle devam etti . Katinin hastalığı ise çok ilerlemişti ve yapacak hiç bir şey yoktu. Kardeşinin ne acıydı ki ablasının hastalığından haberi yoktu ve okullar tatil olmuştu Eşli: mezun olduğu gün çok mutluydu.Ablasına koşarak gelmiş diplomasını gösterip '- abla bak, ben doktor oldum bundan sonra sana ben bakacağım.' dedi. Ablasının göz yaşları sessizce içine doğru akmış, ağlayamamıştı bile.Sadece hüzünlü gülüşüyle mutluluğunu dile getirdi. Kati bütün cesaretini toplayıp sevdiği gence 'görüşebilir miyiz' diye bir not yazıp gazete arasına koymuştu.Sabah olunca ilk gazeteyi ona verdi ve evine döndü. Çok hastaydı. Genç, notu görünce hemen genç kızın verdiği adrese koşmuştu.Ancak evde bir  kalabalık vardı kendisini Eşli karşıladı ve ağlıyordu.Nedenini bir türlü anlayamadığı çok sevdiği canının içi ablasını kaybettiğini söyledi. Genç çocuk bir anda donmuş kalmıştı.Bir süre öylece bekledi ve çaresizce evine döndü.Hayallerini,umutlarını orada bırakmıştı. Birkaç gün sonra kardeşi ablasının odasına girebildi.O güne kadar üzüntüden girememişti.  Dolabının çekmecelerin düzenlerken notlar gördü.İçlerinden birini aldı.Yatağına uzanıp açtı.İçinde şöyle yazılıydı: Merhaba, öyle güzelsiniz ki;sizi yakından tanımak istiyorum.Akşam birlikte çıkalım mı? sevgilerimle...Kardeşi bir not daha açtı: Hadi bu gece çıkalım artık beni daha fazla bekletmeyin.Sevgilerimle...

    Hayatta hiç bir şey ertelemeye gelmiyor o nedenle içimizdekileri paylaşmalıyız.
Hayat hiç ummadığımız kadar KISA.

4 Haz 2013

İlginç sözler ve bilgiler

İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
Bozulmayan tek gıda maddesi baldır.
Hawai alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
Yetişmiş bir ağacın 17 kişinin oksijenini sağladığını 22.5 kilogram karbondioksidi yok ettiğini.
salatalığın yüzde 96'si sudur.
Soğanların altından bile değerli olduğunu.

İlginç sözler
Vaktinde istemesini bilene her şey vaktinde gelir.
İyi bir vicdan iyi bir yastıktır...
Olur olmaz kişilere içini dökersen döktüklerini toplamak yine sana düşer.
İzin verdiğim kadar bilebilirsin beni. Gerisi sadece zannettiklerindir.
Siz kendinize inanın başkaları da inanacaktır.
Size yol gösterebilirler, fakat yalnız yürümek zorundasınız.
Çaresiz kaldığınız da bilin ki tek çare yine kendiniz'siniz.
Üzüntülerimizin bir iyiliği varsa oda hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır..



Bunu hiç duydunuzmu?

Volkanik kuş yuvaları.

Volkanik Sulawesi Adası'nda yaşayan Maleo adlı bir kuş türü kuluçkaya yatmak yerine,
yumurtalarını sıcak volkanik kumlara gömer.
Yüzeye oldukça yakın olan magmanın, kumun sıcaklığını 32 C ile 38 C arasında
tuttuğu tahmin ediliyor.
Maleolar, yumurtalarını derinlikleri 1 metreye varan çukurlara bırakır ve üstlerini sıcak volkanik
kumla örterler. Yumurtadan çıkan yavrular kendi başlarına kumu kazarak yüzeye çıkarlar.

Bahçemize mucize dokunuşlar ve Haziran ayı bilgileri

Haziran ayında bahçemiz için yapmamız gerekenler

  • Haziran ayı itibariyle çim boyları uzun tutularak kesilmelidir.
  • Yaz gübrelemesi için uygun zamandır.
  • Kuru ve sıcak hava çimlerde renk değişikleri ortaya çıkarmışsa Amonyum, Nitrat kullanılabilir.
  • Yine zararlılarla koruma mücadele işlemlerine devam edilmelidir.
  • İlaçlama için  havanın yağışsız olduğu günler tercih edilmeli ve gün içersin de sıcaklığın en düşük olduğu akşam saatleri seçilmelidir.
             
         Bahçemize mucize dokunuşlar.

         Meyve ağaçlarınızın kurumuş hastalıklı uç dallarını kesin.
         Ortancalara sıvı çiçek gübresi takviyesi yapın.
         Solmuş çiçekleri bekletmeden kesin.
         Güllere külleme hastalığına karşı özel gübre verin.
         Çimlerinizde oluşan yabani otları temizleyin.
          
           Karanfil yetiştirirken dikkat edilmesi gerekenler.
           Karanfili yetiştireceğiniz toprak süzek, PH değeri 6-7 ve organik maddece zengin olmalıdır.
           Sulamada aşırıya kaçmamalısınız. Güneşli yerleri sever.

            
  
                                                                                   
 

3 Haz 2013

Orkidenin salep ve Maraş dondurmasıyla olan birlikteliği

Orkide
Latince adı: Orchis mas kula .
Salep, çayırotu, çam çiçeği, Orchis, tuber, salep isimleriyle de anılıyor.
Orchidaceae familyasına ait 15 cm boyunda çiçekli, tek çenekli ve yumrulu bir bitki.
Genellikle dağ ekosistemlerinde doğal olarak yetişiyor. Mor, beyaz, sarı ve turuncu
çiçekler açıyor. Orkidenin salep elde edilen türlerinin hepsi yumrulardan oluşuyor.
İçerdiği en önemli madde glikomannan.Çoğunluk la Batı, Güneybatı, Güney ve kuzey
Anadolu olmakla beraber anadolulu'nun bir çok yerinde 24 cinsi Muğla, Isparta, Kastomunu,
Safrobolu, Antalya ve  Kahramanmaraş yabani olarak yetişiyor. Araştırmalara göre ülkemizde
yılda 30 milyon kök orkide yumrusu salep yapılmak üzere toplanıyor.
1 kilo salep üretebilmesi için 1000-4000 orkide yumrusu gerekiyor.
Orkide sadece salep yapımı için değil kıvam arttırıcı özelliği nedeni ile dondurma
yapımında da kullanılıyor. Özel Kahramanmaraş dondurması olarak bilinen
dondurmaya tat ve koku kazandıran bir tür orkide dünyada sadece Kahramanmaraş'ın
Ahırdağı'nda yetişiyor. Hakiki Maraş dondurmasının  sadece Maraş'ta üretebilmesinin ve lezzetinin
başka hiç bir yerde bulunmamasının nedeni belki de budur.

22 May 2013

Bunları biliyor muydunuz?


  • Deniz kobrasının en zehirli yılan olduğunu,
  • yunusların gözleri açık uyuduğunu,
  • yetişkin bir ayının bir at kadar hızlı koşabildiğini,
  • dünyadaki beyaz karıncaların, toplam ağırlığı insanların 10 katı kadar olduğunu,
  • kutup ayılarının  solak olduğunu,
  • baykuşun mavi rengi görebilen tek kuş olduğunu,
  • develerin üç kaşı olduğunu,
  • ıstakozların kanının mavi renkte olduğunu,
  • salyangozların 25 bine yakın dişi olduğunu,
  • timsahların dillerini dışarıya doğru çıkaramadığını,
  • kuş örümceğinin sırtında 300 yavrusuyla gezdiğini,
  • eşeklerin gözlerinin dört ayaklarını da görebildiğini,
  • deve kuşunun gözünün beyninden daha büyük olduğunu,
  • sümüklü böceklerin 4 burnu olduğunu,
  • dünyada tavuk sayısının insandan fazla olduğunu,
  • sivri sineklerin 47 tane dişi olduğunu,
  • timsahların daha derine batabilmek için taş yuttuğunu,
  • deniz yıldızlarının beyni olmadığını,
  • kelebeklerin ayakları ile tat aldığını,
  • kanguruların geriye doğru yürüyemediğini,
  • çekirgenin kulağının dizinde olduğunu,
  • sabahları elmanın kahveden daha fazla uykunuzu kaçırabileceğini, biliyor muydunuz?

19 May 2013

Hayattan ibret verici bir kesit

Bir genç kız, çok sevdiği bir gençle evlenmişti.Çok mutluydular, her şey çok güzel gidiyordu. Ancak genç kadın, uzakta olan anne ve babasını özlemişti.Eşine onları ziyaret etmek istediğini söyledi ve gitti. Anne ve babasıyla  görüştü, hasret giderdi. Bir kaç gün sonra ,eşine bir telefon açtı: '-Canım,bir tanem, gelirken çok yakın bir arkadaşımı da getirmek istiyorum,getirebilir miyim? Ancak şöyle bir durum var arkadaşım bir trafik kazası geçirdi. Bir kolu ve bir ayağı yok gidecek başka yeri de yok, Bizimle yaşamasını istiyorum sorun olur mu?' dedi. Canından çok sevdiği eşi de dedi ki:'- canım, arkadaşına bende üzüldüm ancak böyle bir sorumluluğa giremeyiz.Ona burada kalacak  başka  bir yer buluruz. bizim de kendimize göre bir hayatımız var.'O anda telefonu kapatır genç kadın.Ve bir kaç gün eşinin telefonlarını açmaz.Aradan bir kaç gün daha geçer, akşam olduğun da eşine bir telefon gelir POLİSTEN. gelmesini isterler, Eşi gittiğin de yerde yatan genç bir kadın görür.Polis, yerde yatan genç kadının intihar ettiğini düşünüyordur.Genç adam ise yerde yatan genç kadına bakınca donup öylece kalmıştır, kelimeler boğazına düğümlenir. Ve hiç bir şey söyleyemez. Yerde yatan genç kadın,EŞİNDEN BAŞKASI DEĞİLDİR. Hayatta insanın başına ne geleceği belli olmaz o nedenle insan ön yargılı olmamalı...



Alıntıdır

18 May 2013

Yaralı kuş'un Özgürlüğe Uçuşu!


    Hava o kadar çok soğuktu ki kar,tüm şiddetiyle yağıyordu... Her yer kısa bir sürede beyaz bir örtüyle kaplanmıştı. Kapıdan bir ses geliyordu.. Kapıya doğru baktığımda ise bir yavru kuşun  durduğunu gördüm ve çok üşüyordu! Gidecek yeri de yoktu.. Çok çaresiz görünüyordu! Gidip onu kucağıma aldığımda, o kadar çok korkuyordu ki, kalbi pır pır atıyordu..Ve ben ona evin bir köşesinde yer hazırladım..Artık bizimleydi. Zamanla birbirimizi sevmeye ,alışmaya başlamıştık. Her gün suyunu yemini veriyor o da sevinçle yiyordu. Günler günleri kovaladı ,yaralı kuşum iyice iyileşmişti. Bir gün onu çok mahzun gördüm öyle ki; yemini yemiyordu.. Ailesini özlüyordu! Ve Onun özgür olması gerekiyordu... 

Hava çok güzeldi, her taraf yemyeşil, çiçekler açmış kokularını veriyordu. Doğadaki kuşlar camın kenarına gelmiş neşeyle ötüyorlardı. Sanki yaralı kuşu çağırıyorlardı.. Bende onun özgürlüğüne, doğaya, ailesine ve arkadaşlarının arasına katılması gerektiğini düşündüm! Son kez elime alıp sevdim, göz göze geldik. Sevinçle şarkılar söyleyerek uçtu! Arkadaşlarıyla birlikte...

UÇ YARALI KUŞUM UÇ, MUTLULUĞA DOĞRU! BENİM İÇİNDE UÇ.. Değerinin bilinmesi gerekir çünkü "MUTLULUK" Çok az rastlanılır .